Mésotês / le juste milieu
μεσότης (mesotēs)
Erdem, iki kusurun ortasıdır: biri aşırılık, diğeri eksiklik yoluyla. Bu orta nokta, herkes için aynı olan bir şeyin aritmetik merkezi değildir; bize göredir, ne aşırılık ne de eksiklik göstermeyen, eylemlerimizde ve tutkularımızda gerçekten bilge insanın belirleyeceği gibi. Bu doğru noktaya ulaşmak zordur, çünkü koşullara ve kişiye göre değişir. Ölçülebilir ortalama, ılımlılık ya da uzlaşmayla karıştırılmamalıdır: orta nokta, kendisi bir doruktur ve iyiye göre bir *aşırı*dır.
Elle est un milieu entre deux vices, l’un par excès, l’autre par défaut; et comme les vices consistent, les uns en ce qu’ils dépassent la mesure qu’il faut garder, les autres en ce qu’ils restent en dessous de cette mesure, soit pour nos actions, soit pour nos sentiments, la vertu consiste au contraire à trouver le milieu pour les uns et pour les autres, et à s’y tenir en le préférant.
Yunan mesotēs (μεσότης) terimi, “ortada olanın hali” anlamına gelir. Aristoteles, bunu her karakter erdeminin biçimsel yapısı olarak görür: ölçüyü aşan bir kusur ile ölçüye yetişemeyen bir kusur arasında, erdem tam da doğru noktada yer alır. Cesaret, pervasızlık ile korkaklık arasında orta yerdedir; cömertlik, savurganlık ile cimrilik arasında; yücelik ise kibir ile ruh darlığı arasındadır.
Yanlış anlamaya düşmek işten değil, Aristoteles de bunu öngörür. Bir şeyin ortası, iki ucuna eşit uzaklıktaki merkezidir, herkes için aynıdır — altı, iki ile on arasındadır. Ama bizi ilgilendiren orta ise “bize göre”dir: ne aşırılık ne de eksiklik gösteren, iki insan için ya da iki durumda asla aynı olmayan şey. Güçsüzün haklı öfkesi, güçlününkiyle aynı değildir. Demek ki bu, hesaplanan bir ortalama değil, sezilen bir isabetliliktir.
Buradan doğan güçlük, Aristoteles’in bir dairenin merkezini bulmakla kıyasladığı zorluktur: herkes öfkelenebilir, bu kolaydır; ama öfkelenmesi gereken kişiye, gerektiği ölçüde, gerektiği anda ve gerektiği amaçla öfkelenmek, ancak pek azına nasip olur. Doğru orta, iki tehlike arasında rahat bir duraklama yeri değil — en yüksek taleptir.
Bu yüzden, ılımlılık ya da gevşek uzlaşmayla karıştırılmamalıdır. Töz açısından bakıldığında orta, bir ortalamadır; ama iyilik ve mükemmellik açısından bakıldığında bir doruktur — “bir uç nokta”. Her tekil durumda bu kuralı belirleyen, sağduyudur; onsuz, orta nereye düşeceği bilinemez.