aloha ʻāina
prononc. « a-LO-ha AÏ-na » (ʻokina = coup de glotte)
Hawaii diliyle (ʻōlelo Hawaiʻi) ifadesi: toprağa duyulan sevgi. Ama onun sevdiği sözcük olan ʻāina, “toprak” ya da “bölge” anlamına gelmez; ʻai’den, yani besin ve yeme eylemi’nden gelir ve George Kanahele’ye göre “besleyen şey” diye çevrilebilir. ʻĀina’yı sevmek, bir manzaraya bağlanmak ya da mülkiyet iddia etmek değildir; sizi besleyen, Hawaiililerin yaşayan bir ata olarak gördüğü şeye –Papa (Toprak Ana) ile Wākea’nın (Gök Baba) birleşmesinden doğan, soyunuzun geldiği toprağa– değer vermektir. Buradaki sevginin karşılığı, *mālama* olan bir bakım görevidir: “sevgiyle özen göstermek”. Kanahele’nin belirttiği gibi *aloha ʻāina*, “vatanseverlik” diye söylenebilir – ama nesnesi bir bayrak değil, besleyen toprak, kutsanmaması gereken bir ebeveyndir.
It means love of the land, or the country, and therefore can be synonymous with patriotism.
Aloha ʻāina “a-LO-ha A-İ-na” diye okunur: ʻāina’nın başındaki küçük işaret olan ʻokina, bir gırtlaksı patlamayı (glottal stop) belirtir, ā’daki çizgi ise sesliyi uzatır. Yazım bir süs değil: Kanaka ʻŌiwi halkı için o, bir sözcüğü diğerinden ayıran şeydir ve tek otorite kaynaktır — burada Hawaiili araştırmacı George Kanahele, kendi halkının değerlerini derlemiştir.
Terimin özü sevilen sözcükte yatar. ʻĀina genellikle “toprak” diye çevrilir, ama Kanahele onun etimolojisini çözer: sözcük ʻai’den (yiyecek ya da yemek anlamına gelir) türemiş, sonuna bir ek alarak — ʻāina, “kelimenin tam anlamıyla, besleyen şey” olmuştur. Kanahele’nin yazdığına göre sözcük, “toprağı işleyenin en hayati işlevle —beslenmeyle— bağını kurar”. Toprak, önce ölçülen bir alan ya da sahip olunacak bir zemin değildir: besleyicidir. Bir halk toprağını ancak onu stok değil, armağan olarak kabul ediyorsa böyle adlandırır.
İşte aloha ʻāina: doğaya duyulan bir his değil, sizi besleyene karşı borçlu olduğunuz sadakattir. Ve sevgi burada bir eylemle çiftleşir: mālama, “özen göstermek”. Kanahele’ye göre toprağa saygı, “özünde mālama ve aloha meselesidir — sevgiyle gösterilen özen”. ʻĀina’yı sevmek, ona özen göstermektir; onun besinini ancak onu diri tutarak alırsınız. İlişki iki yönlüdür, tıpkı ebeveynlerle çocuklar arasındaki gibi — çünkü ʻāina bir atadır, Hawaiililerin soyunu dayandırdığı Papa (Yer) ve Wākea’dan (Gök) doğmuştur.
Fransızcada “doğal kaynak” var, toprağı yararlı ve elde edilebilir şeyler kategorisine sokan; bir de “ekoloji”, yönetilecek bir nesneyi önüne koyan bir özne öngören. Ama bunun tersi için bir sözcük yok: toprağın beslediği ve karşılığında beslenen bir bağ, bir akraba, bir sermaye değil. Aloha ʻāina tam da bu bağı adlandırır. Kanahele, bunu “yurtseverlik” diye çevirmeyi kabul eder — ama nesnesini kaydırarak: ulus ya da mülk olarak toprak değil, besleyen-toprak, ataya saygısızlık etmeyeceğiniz için savunduğunuz. Nasıl ki Epeli Hauʻofa’nın adalar denizi Okyanusya’yı yüzeyleriyle değil bağlarıyla ölçüyorsa, aloha ʻāina da toprağı değerine değil verdiğine göre ölçer; tıpkı Māori whakapapa’sı gibi, toprağı önce bir akrabalık, sonra bir mülkiyet kılar.