Diplomatie du vivant
Baptiste Morizot'da insanlar ve diğer canlılar arasında aynı toprakların paylaşılan kullanımlarını ne egemenlik kurarak ne de boyun eğerek müzakere etme sanatı var. Bağımlılıkların diplomatı hiçbir tarafı temsil etmez — ne kurdu, ne çobanı — ama onları birbirine bağlayan ilişki için çalışır. Adil bir çözüm dayatmaz: sürekli yeniden müzakere edilen, canlılar düzeyinde bir *modus vivendi* arar.
La diplomatie avec le vivant en soi et hors de soi est un type de relation qui devient pertinent lorsqu’on cohabite ensemble, sur un même territoire, avec des êtres qui résistent et insistent.
Diplomasi, egemenliğin başarısız olduğu yerde başlar. “Direnen ve ısrar eden” varlıklarla — bir yaylada kurdun tek başına duruşu, kendi içinde bir tutku, bir toprağın arıları — onları yok etmeden kendine zarar vermeden, yok sayamazsın da. Uzlaşmak gerekir. Morizot, kurtların izini sürme ve sürülerle birlikte yaşama deneyiminden yola çıkarak kelimeyi türetir: karşılıklı bağımlılıkların diplomatı, sadakatleriyle gelir ve “neredeyse diplomat” olarak ayrılır; çoban, koyun, kurt ve otun kendisi arasında bocalayarak.
Düşünme edimi, yargıç figürünü tersine çevirir. Diplomat, başkalarının çıkarlarının nerede olduğunu onlardan iyi bilen bir bilge değildir; ne de kurdu, bir seçilmişin seçmenini temsil ettiği gibi temsil eden bir sözcüdür. Onun konumu “konumsal-ilişkisel”dir: bir tarafa değil, taraflar arasındaki kalıcı ilişkiye bağlıdır. Pusulası, her bir taraf karşısında “hafif bir ahlaki bulanıklaşma”dır; bu da onun birini diğerinin aleyhine çalışmadığının işaretidir. İyi anlaşmayı keşfetmez: onu icat eder, yeniden müzakere eder — bunlar ayarlanmış özenlerdir.
Yaşamın diplomasisi, saf bir antropomorfizm değildir: toprak altındaki yaykuyruklara söz hakkı tanımaya gerek yoktur ilişki kurmak için, tek önemli olan gerçek karşılıklı bağımlılıktır. Ve bu, “türlerin” teknokratik yönetimi de değildir: atanmış uzman bir stoku optimize eder, diplomat ise evcilleştirilmek istemeyen yaşamları bir arada tutar.