Yanomami · Yanomami Bilgeliği

Matihi thëri pë

matihi thëri pë

Yanomami ifadesini Bruce Albert *"meta halkı"* olarak çevirir: Davi Kopenawa’nın *Göğün Düşüşü*'nde Beyazlara verdiği ad. Sözcüğü sözcüğüne *"meta halkı, meta sakinleri"* (ya da *matihi pë potima thë pë*, *"metaların sahipleri"*). *Matihi* başlangıçta değerli eşyaları —ölü küllerini, tüy süsleri— karşılıyordu; sözcük sonradan Beyazların metalarına kaydı. Bir dışadlandırma bu: Kendine bakan bir toplum, kendisine bakan toplumu bu kez o adlandırır ve onu bir toprak ya da atalarla değil, onu saran duyguyla —biriktirilen nesneleri ele geçirme tutkusuyla— tanımlar. *"Tüketicilik"*ten ayırmak gerek; o içerden söylenen bir sözcükken, *meta halkı* dışarıdan verilen bir addır.

Nous sommes vraiment le peuple de la marchandise ! Nous pourrons devenir de plus en plus nombreux sans jamais être démunis ! Créons aussi des peaux de papier pour les échanger !
Davi Kopenawa, La Chute du ciel. Paroles d'un chaman yanomami, ch. XIX, « L'amour de la marchandise ». Plon, coll. Terre humaine, 2010 (avec Bruce Albert) · trans. Bruce Albert (du yanomami)

Matihi thëri pë, Davi Kopenawa’nın Beyazlara verdiği isimdir ve bu adlandırmanın ağırlığı vardır: bir yakınma değil, bir sınıflandırmadır. Burada bir kabile, arzuladığı şeylerle tanımlanır. Matihi, bir zamanlar ölülerin değerli eşyalarını ve şenliklerin süslerini adlandıran kelime, artık fabrikaların metalarına kaymıştır; bu metaları üreten halk da onlarla öylesine özdeşleşmiştir ki adını onlardan alır — “biz gerçekten meta halkıyız.”

Duyguyu Kopenawa açıkça adlandırır: Beyazlar “metalarını, âşık oldukları kadınlar gibi görüyorlardı”, onları sahiplenir ve kıskançlıkla saklarlardı. Bu, vermekten değil, ele geçirmekten doğan bir sevgidir — Yanomami geleneğinin tam tersi, ki orada bir şeyin değeri, dağıttığın ölçüde artar.

Sözün asıl önemi yönünde yatar. Biz tüketicilik deriz: içerden, tükettiğini bilenlerin kendi kendini tanımlaması. Meta halkı ise öteki tarafından gelir — bir dışadlandırma, bir toplumun başka bir topluma dışarıdan verdiği isim. Burada bakışın oku tersine dönmüştür: urihi’yi parselleyip bölüştürenler, bu kez kendileri de bir nesnenin sahip olduğu şeyler arasında sınıflandırılır. Bu, Marx’ın meta fetişizmi değil, bir sistemin iç analizi; başka bir zenginlikten gelen birinin verdiği bir halk adıdır.

← sözlüğe dön