Décréation
Simone Weil’in uydurduğu bir sözcükle, artık merkez olmama rızası — *«yaratılmışı yaratılmamışa geçirmek»*. Kendini yok etmek değil (bu, yaratılmışı yokluğa geçirirdi), içimizdeki *ben*’i, her yeri kaplayan o *ben*’i çözmek, onun yerine *lütuf* dediği şeyin girmesine izin vermek.
Décréation : faire passer du créé dans l'incréé. Destruction : faire passer du créé dans le néant. Ersatz coupable de la décréation.
Weil kelimeyi simetri üzerinden kurar: Tanrı yaratırken varlığa yer açmak için geri çekilirse, insan da kendi sırasını geldiğinde bu yeri iade etmek için yok eder kendini. “Bir şey olmak zorunda olmaktan vazgeçmeliyiz” diye yazar — kendinden tiksinme yüzünden değil, benliğin, onun ağırlık adını verdiği şeyin etkisiyle mevcut tüm alanı kaplamaya meyletmesinden. Yok etme, bunun tam tersi bir harekettir: doldurulması emredilen boşluğu kabul etmek.
Kendisinin de adlandırdığı tuzak yıkımdır, “yok etmenin suçlu taklidi”. Yıkmak, yaratılmışı yokluğa düşürmektir; kendini yok etmek ise onu yaratılmamışa geçirmektir — hiçliğe değil, daha fazla gerçeğe doğru. İnce ayrım belirleyicidir: Weilci çilecilik, ne kendine yapılan bir şiddettir ne de başkasına uygulanan (“bunları dışarıdan başkasına yapmak, yok etmenin taklididir”).
Taoist wu-wei ile karıştırılmamalıdır; o, gergin eylemi gevşetip bedel ödemeden şeylerin akışına uyum sağlar: eylemsizlik doğaya katılır, oysa yok etme ona karşı çıkar. Taoist boşluk işlevsel ve dingindir; Weilci boşluk ise katlanılan bir karanlık gecedir. Yok etme ≠ yıkım, ve yok etme ≠ eylemsizlik.