Kendi Öyküsünü Yazan Toprak
David Mowaljarlai ve Wunggud’un canlı arşivi
lwayu’nun toprağı bir dekor değil. Işık ile karanlığın öyküsünün yazıldığı, ezelden beri var olan bir sayfa. David Mowaljarlai’ya göre, Drysdale sularının pandanus ve okaliptüsler arasında ayna gibi yayıldığı bu yer, haritalara değil, Rüya Zamanı’nın güçlerinin hâlâ konuşmaya devam ettiği bir zamana ait. Şelalenin terasları, göletlerin titrek yansımaları, her şey açık bir kitap gibi: erişilmez bir kayaya kazınmış dul yılanın kutsal resmi, gündüz ile gecenin bir arada var olmayı nasıl öğrendiğini anlatır. Gece, der Mowaljarlai, bir yokluk değil, etkin bir varlıktır; şafağa yer açmak için mücadele eden bir bilinç. Ve bu mücadele eski bir efsane değil — her sabah, dinlemeyi bilenlere tekrarlanan bir derstir toprak.
Nefes Alan Arşiv
David Mowaljarlai, kutsal motiflerin birer kalıntı değil, öğretmen olduğunu gözlemler. Örneğin dul yılanın resmi, basit bir öyküden ibaret değildir; karşıt güçlerin —ışık ile karanlığın— nasıl birleştiğini gösteren bir kanıttır. Gündüz geceyi kovmaz; onun çağrısına yanıt vererek doğar. Bu dinamik bir benzetme değil, manzaranın cisimleştirdiği fiziksel ve ruhsal bir gerçektir. Atasal varlıklar Wandjina’lar, bu öyküleri toprağa yerleştirmişlerdir ki insanlar onların koruyucusu olsun. Onların görevi hikâyeleri saklamak değil, dengeyi sürdüren hareketleri, şarkıları ve bağları yaşatarak canlı tutmaktır.
Mowaljarlai için bu sorumluluk bir yük değil, bir mirastır. Bugünün Ngarinyin’leri, bu ataların doğrudan torunlarıdır ve onların görevi, Wandjina’ların Fikri —dünyayı düzenleyen ilke—’nin sürekli açılmaya devam etmesini sağlamaktır. Bu, yaratılışın geçmişte kalmış bir olay değil, hâlâ devam eden bir süreç olduğu anlamına gelir. Onun kullandığı Yorro Yorro terimi, bu sürekli canlılığı ifade eder: var olan her şey ayağa kalkmakta, kendini yenilemektedir. Toprak bir müze değil, her taşın, her akarsuyun, her gölgenin bir ders taşıdığı bir sınıftır.
Ayna Gibi İki Yasa
Mowaljarlai, ngarinyin gelenekleri ile sömürge yasalarının karşılaşmasını, iki Wunggud —iki iktidar alanı, evreni anlama biçimi— arasındaki bir çatışma olarak betimler. Bu gerilimi anlatmak için çarpıcı bir imge kullanır: İngiltere’yi simgeleyen bir kül tablası, yanında Avustralya’yı temsil eden bir diğeri. Her biri kendi kurallarını, kendi yasalarını taşır ve her biri gökyüzündeki düzenini yansıtır. Ne var ki ona göre, bu iki sistem diyalog olmadan bir arada var olamaz. Bu topraklarda doğan sömürgecilerin torunları, çoğu zaman ülkeyi yöneten ruhani kurallardan habersizdir. Britanya yasalarını miras almışlar, ama bu toprağa bağlayan bilinci edinmemişlerdir.
Mowaljarlai bu yabancı yasaları reddetmez. Daha çok bir tamamlayıcılık önerir: Avustralya’yı tam anlamak için, bu ülkenin Wunggud’unun —insan sınırlarını aşan, her şeyi kuşatan o büyük gücün— altında durmayı kabul etmek gerekir. Bu bir reddetme meselesi değil, bütünleşme meselesidir. Ngarinyin’ler, sömürgecilerin kurallarını öğrenmek zorunda kaldılar; şimdi sıra, onların da toprağın öğretilerini dinlemesindedir. Bu dinleme, salt entelektüel bir merak değil, yaşamsal bir zorunluluktur. Yalnızca zihni değil, onun powers —derinlerdeki yetenekleri, görünenin ötesini algılamayı sağlayan içsel güçleri— de harekete geçirir.
Öğretinin Armağanı
Sözlerinin sonunda Mowaljarlai bir çağrıda bulunur. Ngarinyin’lerin Avustralya’ya sunduğu bir gift’ten, bir armağandan söz eder. Bu armağan bir nesne değil, bir bakış biçimidir; toprağın etkin bir bilinç olduğunu tanıma davetidir. Paddy Neowarra ya da Laurie Gowanulli gibi yaşlılar bu bilgileri aktardılar; bugün sıra, onların da paylaşmasındadır. Ne var ki bu paylaşım, ancak diğerleri ülkenin Wunggud’unun altında durmayı kabul ederlerse mümkün olabilir — kendi yasalarının yetmediğini kabul ederlerse.
Onun “çalı okulu” dediği şey, kurumlara bir alternatif değil, yaşamın temel bir boyutudur. Kuramla sınırlı kalmaz; doğrudan manzaranın deneyimine kök salar. Toprağı dinlemek, dünyayı canlı ilişkiler ağı olarak görmeyi öğrenmektir — dul yılan, şelale, ağaçların yansıması, her biri bir öğretmendir. Ve bu ders, der Mowaljarlai, her zaman günceldir. Geçmişe değil, durmadan yenilenen bir şimdiye aittir.
İngilizce “You’ve got to come also under our Wunggud, the stronger space in the universe, the stronger Wunggud to go with your English Wunggud belonging?” It’s like this ashtray here, this is England and this is Australia.
Türkçe Sizin de bizim Wunggud’umuzun, evrenin bu daha güçlü alanının, İngiliz Wunggud’unuzu destekleyecek bu daha kuvvetli Wunggud’un altında durmanız gerek. İşte şu kül tablası gibi: biri İngiltere, diğeri Avustralya.
Alıntılanan Kaynaklar
- David Mowaljarlai, Yorro Yorro, baskı Magabala Books, éd. revue et augmentée, 2014 (avec Jutta Malnic), çev. texte original anglais ; rendu français maison.