İkimiz
Apalech klanından Tyson Yunkaporta, Fransızcanın bilmediği bir zamirle yazar: ngal, çifte birinci şahıs. Hiçbir zaman tek başına düşünülmez — bilmek, ilişki içinde gerçekleşen bir eylemdir.
İkimiz, Darwin’un yaklaşık elli kilometre güneyinde kamp yapıyoruz; Tyson Yunkaporta Sand Talk’ın bir bölümünü böyle açar. Yaşlı Juma, ikisinin de kurbağalardan korktuğunu bildiği için onunla alay eder; gülüşürler ve ateşe yaklaşırlar. Okur hemen tökezler — sahnede değil, zamirde. İkimiz: ne « ben », ne de « biz ». El, yazım hatasına gider — bizim dilimizde bu bir hatadır. Oysa hata değil. Bir düşüncedir.
Gerçekleri sunmaktan çok düşünceyi harekete geçirmek için yazıyorum; okur için mantıksal ve düşünsel bir diyalog süreci gibi. Bunun için sık sık çifte birinci şahıs zamirini kullanıyorum: Yerli dillerde yaygın, İngilizcede olmayan bir zamir; ben de onu « ikimiz » olarak çeviriyorum — parmaklarım bu sözcükleri yazarken ağzım ngal diyor.
Yunkaporta’nın dilindeki sözcük ngal. Birinci şahıs zamiri, ama ikili bir zamir: ne tek başına konuşan « ben », ne de kalabalığın belirsiz « biz »i. Yunkaporta, dillerinin İngilizceden daha fazla zamire sahip olduğunu söyler — İngilizcede sadece I/me ve we/us vardır. « Çevrilebilecek zamirler şunlar: ‘Ben-kendim’, ‘ikimiz’, ‘biz ama başkaları değil’ (başkaları hariç), ‘hepimiz birlikte…’ » Fransızca tekil ve çoğul arasında seçim yapmak zorundayken, wik-mungkan dili ilişkide-ikilik için tam bir biçime sahiptir: sen ve ben, şu anda birlikte şunu yapıyoruz, başka kimse değil.
Bu zamirin varlığı dilbilimsel bir tuhaflık değil. Bir bilme biçimini taşır. « Yerli dünya görüşlerinde, hiçbir şey başka bir şeyle ilişkisi dışında var olmaz. İzole değişkenler yoktur: her öğe, diğerleriyle ve bağlamla ilişkisi içinde ele alınmalıdır. » Bilgi bu kuralın dışında kalmaz. Sahip olunan bir şey değildir; varlıklar, mekanlar ve onların koruyucuları arasındaki geçişte yaşar. « Bir gözlemci nesnel olmaya çalışmaz; kendini gözlemleyen duyarlı bir sistemin içine dahil olur. » Bilmek için geri çekilmeyiz: içine gireriz.
Yakınlaşmadan önce ayırmak gerek. Düşüncenin birinci şahsı bizde yalnızlıktır: düşünüyorum. Descartes’tan beri bilen özne geri çekilir, tek başına kuşku duyar ve kesinliğini tek bir kafada temellendirir; bilmek özel bir mesele haline gelir, geri çekilmeyle güvence altına alınır. Bizim için nesnel olmak, geri adım atmak, tablodan çıkmaktır. Ngal tersine gider. Görmek için geri çekilmeyiz: zaten gözlemleyen sistemin parçasıyızdır. Bilgi burada istiflenmez — Yunkaporta tam tersine « bilginin mümkün olduğunca çok aktöre aktarılması gerektiğini, bireysel olarak biriktirmeye çalışmaktansa » savunur. Bir yanda kişiye ait bir mülk, diğer yanda dolaşıma sokulan bir emanet; bir yanda kendini ayıran bir « ben », diğer yanda her « ben »den önce zaten düşünen bir çift.
Biz de birlikte düşünmeyi bilmez değiliz. Felsefemiz bir meydanda iki ses olarak doğdu. Ama bizde diyalog, birbirleriyle argümanlarını paylaşan iki ayrı ben’i sahneye koyar; ngal ise çiftin kendisini düşüncenin yeri olarak adlandırır. Yunkaporta bunu kitabının biçiminde de dener: « Gel seninle hayalde bir deney yapalım » diye yazar ve okuru zamirin içine çeker. Sayfa artık bir aktarım — bilen birinden alana — olmaktan çıkar, bir ilişki haline gelir. Ortak nokta oradadır, dar ve gerçek: bir düşünce ancak ikisi arasında geçtiğinde canlanır. Ama bu bir kapıdır, oda değil: « ikimiz », bizim diyalogumuzun yaptığı şeyi eşiğe dönüştürür.
Yunkaporta zamandan kopuk bir bilge değil: doktorası var, araştırmalarını yayımlıyor, kayınbiraderiyle ağaç kabuğundan kalkanlar yontuyor ve öğretirken kum üzerine çizgiler çiziyor. Ngal onun kazıp çıkardığı nadir bir sözcük değil; çocukluğunun sıradan zamiri, eksikliğini çektiği bir dile taşıdığı. Bu eksiklik bizim hakkımızda bir şeyler söylüyor: yalnız düşünen için bir sözcük var, birlikte düşünen ikili için yok.
Kalan soru, ngal’ın bizim düşünüyorum’umuza sorduğu: benim sandığım düşünceyi tek başıma mı kurdum — yoksa farkında olmadan, birlikte yapılan bir çalışmadan, unuttuğum bir ikimiz’den mi geldi?
Alıntılanan Kaynaklar
- Tyson Yunkaporta, Sand Talk, baskı Éditions Véga (Guy Trédaniel), 2021 — éd. originale Text Publishing, 2019, çev. Anne Delmas.