Métamorphose
Emanuele Coccia'da başkalaşım, birkaç böceğe özgü nadir bir olay değil, canlının olağan düzenidir. Aynı ve tek bir yaşam, biçimden biçime, bedenden bedene, türden türe geçer: tırtıl ve kelebek, çocuk ve ebeveynleri, canlı ve Dünya, sürekli kılık değiştiren *tek bir yaşamı* paylaşır. Bu maddi süreklilik, her varlığı farklı hikâyelerin bir bileşimi haline getirir — *«her canlı bir kimera»*dır. Biçimlerin farklılığı yaşamın birliğini bozmaz; onun varoluş tarzıdır.
Tous les vivants sont, d'une certaine manière, un même corps, une même vie et un même moi qui continue à passer de forme en forme, de sujet en sujet, d'existence en existence.
Sözcüğün taşıdığı tez güçlü: bir yanda sabit türler, diğer yanda bir biçimin başka bir biçime dönüştüğü birkaç görkemli istisna yok. Başkalaşım her yerde, “tüm canlının en temel metabolizması” bu. Doğmak, yemek, ölmek zaten başkalaşımlar: her seferinde bir yaşam bir biçimi terk edip başka birini kuşanıyor. Tırtılın kelebeğe dönüşmesi, genel bir yasanın yalnızca en görünür örneği — “iki beden tarafından paylaşılan tek ve aynı yaşam” bu, ne anatomi, ne dünya, ne de yaşam biçimi ortak.
Kitaba eksenini veren formül buradan doğuyor: her canlı bir kimera. Coccia bunu simbiyoz biyolojisine dayandırıyor — çok uzak soyların kaynaşmasından doğan ökaryot hücre — ve “her tür, en derin doğasında bir kimera” sonucuna varıyor. Her beden, birbirine benzemeyen evrimsel hikâyeleri bir araya getirir; her yaşam, kendinden önce gelen ve kendisinin sürdürdüğü başka yaşamların aktarımıdır. Süreklilik, değişimlerin altında kalan bir özdeşliğin aynılığı değil, aynı yaşamın uyumsuz biçimler arasında dolaşması olgusudur.
Bu maddi süreklilik, Coccia’yı iki yakınından net biçimde ayırıyor. Taoist wu hua da varlıkların durmaksızın dönüşümünü düşünür, ama kişisel olmayan bir Tao zemininde, “ben”in kalıcılığı yoktur; Coccia’da ise “aynı ben” biçimden biçime geçer, göç eden bir öznellik söz konusudur. Reenkarnasyon ise zaten oluşmuş bir özneyi — bir ruhu — ardışık bedenler arasında yolculuğa çıkarır, bu bedenler ona dışsal kalır. Başkalaşım ≠ wu hua’nın öznesiz kozmik zemini; ≠ de bir yolcunun bozulmadan bedenden bedene geçişi, çünkü aktarılan ve yeniden biçimlenen, ayrı bir ruh değil, maddenin kendisidir.