English · Dakota (Siyu)

continuing unity

une unité continue

Vine Deloria Jr.'ın ifadesi (*God Is Red*, 1973) — İngilizce, yazdığı dil, yerli bir dilden tek kelime değil. Amerika'nın birçok yerli düşüncesinde, topluluk ve aileyi ölümün koparamadığı bir bütün olarak gören anlayışı adlandırıyor: ölen kişi uzak bir yere gitmez, kendi topraklarında kalır ve bedeni, kendisini besleyen toprağı yeniden besleyen toza dönüşür. Ölüm artık bir ayrılık olmaktan çıkar: «daha geniş bir hayatın içinde, bir deneyim biçiminden diğerine geçiş»ten ibarettir ve o hayat devam eder. Deloria bunu, ruhun her türlü topraktan kopuk bir ahirete yükseldiği Batı'nın bireysel kurtuluş dinine karşı çıkarır.

Because people saw the tribal community and the family as a continuing unity regardless of circumstance, death became simply another transitional event in a much longer scheme of life.
Vine Deloria Jr., God Is Red: A Native View of Religion, Death and Religion, ch. 10 (citation en anglais). Fulcrum Publishing, éd. du 30ᵉ anniversaire 2003 (1ʳᵉ éd. 1973)

Deloria’dan gelen bu ifade, bir Dakota dili değil: İngilizce yazan bir Siu düşünürü, ölümün neye dönüştüğünü anlatıyor topluluk ve toprak tek bir canlı doku olarak tutulduğunda. “Sürekli birlik” sadece ev yapımı bir Fransızca çeviri, öyle olduğu da belirtilmiş. Doldurduğu eksiklik açık: Fransızcada “soy”, “nesil”, “ölülerin anısı” var — ama bu birlikteliği, yani topluluğun, ailenin ve toprağın öylesine sıkı bir bütün oluşturduğu, ölmenin hiçbir şeyden çıkış değil de orada sadece yer değiştirme olduğu o sürekliliği anlatan bir sözcük yok.

Deloria’da bu kavram keskin bir karşıtlık kuruyor. Batı, ölümün kaderini zaman içinde konumlandırır — bu dünyadan ayrılan bireysel bir ruh, bir öte dünyaya giderken; sürekli birlik ise onu yaşayanlar ve ölülerin paylaştığı mekâna yerleştirir: death merely marks a passage from one form of experience to another (“ölüm, sadece bir deneyim biçiminden diğerine geçiştir”). Deloria’nın dediğine göre beden, “maddesini” kendisini besleyen bitkileri ve hayvanları beslemiş olan toprağa “geri verir” — ölüm döngüyü kırmaz, onun içine girer.

Bunu, alışıldık “onlar bizde yaşıyor” tesellisiyle ≠ karıştırmamak gerek: Sürekli birlik, hayatta kalanların yüreğindeki bir anı etkisi değil, somut bir olgudur — atalar, spiritually alive on the land, bu toprakta canlı kalır. Deloria’nın da belirttiği gibi, pek çok ulusun topraklarını bırakmayı reddetmesinin nedeni de budur: ölülerin kaldığı yeri terk edemezsiniz. Bu, onun kutsal coğrafyasını uzatır — mekân orada sadece kurucu hikâyeleri taşımaz, ölüleri de barındırır.

← sözlüğe dön