Ormanın Rahmi: Düşüncenin Rahmi ve Direniş
Davi Kopenawa’nın Sözünden Bir Derin Düşünce
Orman bir dekor değildir. Ne de basitçe bir “doğal çevre”dir – dışsal bir kılıf olarak indirgenen bu kavram, sonunda kendi yıkımını meşrulaştırmaktan başka bir işe yaramamıştır. Davi Kopenawa’ya göre orman, bütün bir bedendir, bir mundo inteiro – onun dilinde urihi a pree ya da urihi a pata olarak adlandırdığı, büyük toprak-orman, yeryüzünün bütünüdür. Bu bir metafor değildir. Yaşanmış bir deneyimdir, ormanın soluk aldığı, kanadığı, rüya gördüğü ve doğurduğu bir dünyayı mesken tutma biçimidir. Onun rahmi, urihi a pree, şiirsel bir imge değildir: düşüncelerin, hikâyelerin, onu parçalamak isteyenlere karşı dik durmayı sağlayan güçlerin doğduğu yerdir.
Davi Kopenawa, yanomami dilindeki urihi a pree ya da urihi a pata (“büyük toprak-orman”, yeryüzünün bütününü ifade eder) kavramını karşılayan Portekizce ifade olarak mundo inteiro (bütün dünya) terimini kullanır.
Orman canlı bir beden olarak
Davi Kopenawa, ormanın nötr bir alan olmadığını, ritimlerini insanlarınkine dayatan bir organizma olduğunu gözlemler. Onun açlık mevsimleri vardır – av eti açlığı, bitkisel gıda açlığı –, kötücül varlıkların dolaştığı tıkalı yerleri, urihi komi, ve kadim zamanların anısını taşıyan uçsuz bucaksız eski yaylaları, urihi a pata. Bu ayrımlar ekolojik bir sınıflandırma değil, her terimin somut bir ilişkiye gönderme yaptığı içsel bir haritadır: besleyen karın, koruyan deri, doğuran rahim olarak orman.
Bu bakış açısı, yaşama dair algımızı kökten değiştirir. Biz “çevre”den söz ederken –insanla onu çevreleyen arasında bir ayrım varsayan bu sözcük– Davi Kopenawa bölünmez bir bütünden bahseder. Mundo inteiro bir çerçeve değil, bir rahimdir. Orman bizim etrafımızda değildir: biz onun içindeyiz, tıpkı ceninin annesinin rahminde olduğu gibi. Bu tersine çevirme önemsiz değildir. Ormanın yok edilmesinin dışsal bir kayıp olmadığını, kendimizin sakatlanması olduğunu ima eder. Toprak kanadığında, ona bağımlı olanların bedeni de parçalanır.
Rahim düşüncenin kaynağı olarak
Orman bir rahimse, ondan doğan düşünceler soyut yapılar değil, organik yansımalardır. Davi Kopenawa düşünceyi dünyanın etinden ayırmaz. Rüyalar, şarkılar, şamanik hikâyeler, insanlarla toprak-orman arasında dolaşan sıvılardır. Yalnızca zihinden değil, her şeyin bağlı olduğu bu ortak rahimden, urihi a pree’den gelirler.
Bu anlayış, “doğa”yı kültürden ayrı bir alan olarak gören fikri sorgular. Yanomamiler için vahşi ile medeni, düşünülen ile yaşanan arasında sınır yoktur. Orman bir kaynak deposu değil, sürekli müzakere edilen bir ortaktır. Davi Kopenawa “orman kalıntısı”ndan, urihi a xee hëaɨwi, söz ettiğinde, yok olmakta olan bir ekosistem için ağlamaz; bir uzvun kesilmesinin acısını dile getirir. Geriye kalan artık bütün bir beden değil, bir hayalet uzuvdur – koparılanın hatırlattığı acılı bir varlıktır.
Rahimden direnmek
Bu bakış açısında direnmek politik bir strateji değil, hayati bir zorunluluktur. Bir ideolojiden değil, toprak-ormanla kurulan bedensel ilişkiden doğar. Davi Kopenawa, buldozerlere ve istilacılar tarafından getirilen hastalıklara karşı durma gücünün soyut bir kavramdan değil, bu canlı rahimden kaynaklandığını gösterir. Orman direnişin sembolü değildir: direnişin kendisidir. Her kesilen ağaç, her zehirlenen nehir, bizi taşıyan rahime yönelik bir saldırıdır.
Bu bakış, “doğal çevre” ya da “biyoçeşitlilik” gibi Batılı kavramları yeni bir ışık altında aydınlatır. Davi Kopenawa, ormanı bir kaynak ya da ekosistem hizmetleri toplamına indirgeyen bu sözcüklerin tuzağına dikkat çeker; onları yönetilecek bir nesne değil, saygı duyulacak bir özne haline getirir. Meio ambiente (doğal çevre), endüstri tarafından kuşatılmış artık bir alandan ibarettir. Yanomami ormanı ise bir çevre değil, bütün bir dünyadır, bir mundo inteiro.
Rüya bir direniş eylemidir
Bu kozmolojide rüya bir kaçış değil, politik bir eylemdir. Yanomami şamanları ormanı canlı tutmak, onun içindeki ruhlarla pazarlık etmek, makinelerin açtığı yaraları onarmak için rüya görürler. Rüya, ormanın ölmediğini, hâlâ düşünceler, hikâyeler, güçler doğurmaya devam ettiğini yeniden ilan etmenin aktif bir yoludur.
Davi Kopenawa, ormanın yok edilmesinin yalnızca ekolojik bir felaket olmadığını, düşünme yetisinin ta kendisine yönelik bir saldırı olduğunu hatırlatır. Toprak-ormanın rahmi sakatlanırsa, dünyada var olma biçimimiz de çöker. Direniş, o halde, yalnızca ağaçları ya da hayvanları korumak değildir; bizi var eden ve karşılığında onun için savaşma gücü veren bu rahmi muhafaza etmektir.
Alıntılanan Kaynaklar
- Davi Kopenawa, La Chute du ciel, baskı Plon, coll. Terre humaine, 2010, çev. Bruce Albert (propos yanomami recueillis et traduits).