clinamen
Atomların düşüşünde ufacık ve öngörülemez bir *sapma*, mekanik bir determinizmin içinde bir özgürlük ilkesi doğurur. Bu en küçük hareket, atfedilebilir bir nedeni olmaksızın, biçimlerin ve varoluşların ortaya çıkışını sağlar; mutlak zorunluluğu kırar. Doğa, kendini yenileyip kısır tekrardan sıyrıldığı bu *aralık*ı cisimleştirir.
Mouvements enchaînés l’un de l’autre naissants ! Pour les mieux concevoir, souviens-toi que l’espace Est sans fond.
Clinamen, bir atomun boşlukta düşerken aniden yörüngesinden sapmasını ifade eden, algılanamaz bu harekettir. Bu sapma ne hesaplanabilir ne de öngörülebilirdir: nedensiz, sebepsiz, nedenler düzeninde bir kopuş gibi ortaya çıkar. Onsuz, tüm atomlar aynı ve aynı yasalara tabi kalsalardı, asla karşılaşamaz ya da bir araya gelerek cisimleri oluşturamazlardı. Clinamen, bu nedenle, dünyanın çeşitliliğini mümkün kılan şeydir; mekanik zorunluluğa bir gedik açarak.
Alıntılanan bölümde Lucretius, uzayı dibi olmayan bir uçurum olarak tasavvur etmeye çağırır; burada hareketler donmuş değil, birbirlerinden doğar. Clinamen, burada bu doğumun ilkesi olarak işler: düşüşün karşılaşmaya, tekrarın yaratmaya dönüştüğü andır. Bu sapma olmasaydı, atomlar sonsuza dek ayrı kalır, dünya da tekdüze bir akıştan ibaret olurdu. Clinamen, modern anlamda bir tesadüf değil, yasalara bağlı bir evrende özgürlüğün asgari koşuludur.
Bu terim, böylece zorunluluğa dair iki görüşü karşı karşıya getirir: biri, her şeyin önceki nedenlerle belirlendiği katı bir görüş; diğeri, ufacık bir sapmanın beklenmedik olanı ortaya çıkardığı açık bir görüş. Clinamen, doğa yasalarını yadsımaz, ama onların her zaman bir ilk sapmayı varsaydığını göstererek tamamlar. Dışsal bir ilke değil, hareketin içkin bir özelliğidir; tıpkı yerçekimi ya da boşluk kadar temel.