Saçmalık ve Ebedi Değerler Sorunu
Yokluk karşısında iki önerme
Bir çözüm önerisi, kendini bir çözüm girişimi olarak sunar. Belirli bir sorunu, intiharı ele alır ve belki geçici olarak eksik ya da bozulmuş olana başvurmadan bu sorunla yüzleşmeye çalışır. Bu önerme, eksik olanı geri getirmeyi iddia etmez; yokluğunda ne yapılabileceğini inceler.
İntihar sorununu, Başkaldıran İnsan’ın cinayet sorununu ele aldığı gibi, her iki durumda da belki geçici olarak eksik ya da çarpıtılmış olan ebedi değerlerin yardımı olmaksızın çözmeye çalışır.
Bu yaklaşım, ebedi değerlerin varlığını yadsımaz; yalnızca belirli bir bağlamda yokluklarını ya da bozulmuşluklarını saptar. Onları ikame etmeye çalışmaz; yokluklarına rağmen eyleme geçer. İntihar sorunu, yanıt beklemeyen acil bir soru olarak ele alınır; bu yanıtı gereksiz kılabilecek olanın dönüşünü beklemeden. Önerilen çözüm, bir öte dünyaya ya da mutlak bir ilkeye dayanmaz; bunlar paranteze alındığında geriye kalan üzerine kuruludur.
Başka bir sadakat
Başka bir önerme ise kendini çözüm olarak değil, koruma olarak sunar. Bir sorunu çözmeye çalışmaz; verili olanı bozulmadan muhafaza etmeyi amaçlar. Burada yazım ve noktalama değiştirilmez, sanki en ufak bir değişiklik özü zedeleyebilirmiş gibi.
Kelime bölmelerindeki varyasyonlar standartlaştırılmış, ancak diğer tüm yazım ve noktalama aynen korunmuştur.
Bu kelimesi kelimesine sadakat, salt biçimsel bir mesele değildir. Yazılanın kendi zorunluluğunu içerdiğini, en küçük bir değişikliğin bile anlamı bozabileceğini ima eder. Noktalama ve yazım, ayrıntı değil, aktarılanın kurucu unsurlarıdır. Onları uyarlamayı reddederek, bu önerme metnin, olduğu haliyle, gerekli olan her şeyi zaten içerdiğini savunur.
İkisi arasında duran
Bu iki önerme birbirini dışlamaz. Biri, eksik olana başvurmadan bir sorunu çözmeye çalışır; diğeri verili olanı değiştirmeden korur. Biri yoklukta eyleme geçer; diğeri varlıkta durur.
Çelişmezler, yalnızca farklı düzlemlerde yer alırlar. İlki, alışılmış referanslar eksik olduğunda ne yapılabileceğini sorgular. İkincisi, zaten var olanın anlaşılmak için dönüştürülmeye ihtiyacı olmadığını savunur. Biri bir duruma yanıttır; diğeri aktarılana karşı bir tavır.
İkisi de nihai bir hakikati elinde tuttuğunu iddia etmez. Biri yokluğa rağmen eylemenin bir yolunu önerir; diğeri verili olanı kabul etmenin bir biçimini. Aralarında bir seçim yapmak gerekmez; bu önermeler birbirini yadsımadan bir arada var olabilecekleri bir alan açarlar. Yokluk ve varlık, çözüm ve koruma karşıt değil, olana karşı durmanın farklı biçimleridir.
Alıntılanan Kaynaklar
- Albert Camus, Myth of Sisyphus, baskı .
- Djalâl al-Dîn Rûmî, Masnavî, baskı .