Öfkenin Önce Neyi Yaktığı
Sénèque öfkede yalnızca gecikmeyle dağılan kısa bir delilik görür; Dhammapada ise onu yumuşaklıkla yenmeyi önerir. Tutkunun, düşman bulamayınca kendi elleriyle parçalandığı bir duyguya iki deva.
El kaldırılmış durumda. Platon, beceriksiz bir köleye öfkelenmiş, sırtını açarak kendi eliyle dövmesini emretmiş; sonra durmuş, kolu havada asılı kalmış, vurmak üzere olan bir adamın duruşunda, kıpırtısız. O sırada gelen bir dostu ne yaptığını sorar. Platon cevap verir: Kendini kaybetmiş birini cezalandırıyorum — ve kendini kaybetmiş olan artık köle değildir. Kırbacı başkasına uzatır:
Bu zavallıyı düzelt; çünkü ben öfkeliyim.
Efendi, artık kendine hâkim olmadığını fark etmiştir. Seneca’nın tüm söylediği de budur: öfke, kişinin kendine sahip olmasının sona erdiği yerde başlar. Bazı bilgelerin hatırlattığı gibi, onu “kısa süreli bir delilik” olarak tanımlamışlardır — geçici bir zaaf değil, sürdüğü sürece tam bir akıl kaybı, “en kutsal bağları tanımaz” hale getiren ve yargılamadan önce vuran bir duygu. Öfkeli olan yalnızca ölçüyü kaybetmez: kendini kaybeder.
Öfke Önce Neyi Yakar?
Önce onu taşıyanı yakar. Seneca öfkeyi, dışarıda besin bulamayınca elinde tutan eli yakan bir ateşe benzetir: düşman bulamayınca sönmez, kendi kendini tüketir. Güçlünün silahı değil, kendi temellerini kemiren bir ateştir, başkasına ulaşmadan önce.
Püskürtülse bile yenilmez; talih ona düşmanını esirgedi mi, kendi elleriyle parçalanır.
Hedefsiz kalan öfke yatışmaz: yön değiştirir. Düşman yalnızca bir bahaneydi; asıl istediği, yakanın da üzerine düşse, kendini tüketmektir. İşte tersine dönen budur: bir güç, bir savaşma coşkusu, bir mücadele enerjisi sandığımız şey, aslında yıkmak istediğiyle aynı batakta kaybolan bir tutkudur.
Bu ateşe Seneca başka bir ateşle karşılık vermez. Ona gecikmeyi karşı koyar. Öfke anı ister; onu silahsızlandırmak için anı reddetmek yeter.
Öfkenin en büyük devası zamandır: ilk ateşi söndürür, aklı karartan bulutu dağıtır ya da en azından aydınlatır.
Öyleyse ertelemek. Yargı geri dönene kadar kolu havada tutmak. Bazen bir gün, bazen bir saat, öfkelenmeye değer görünen nedenleri buharlaştırmaya yeter. Deva yumuşaklık değil, akla geri verilen zamandır; ilk coşku dindi mi, akıl dümeni yeniden ele alır.
Başka bir gelenek aynı ipin öteki ucundan tutar. Dhammapada beklemeyi değil, yanıt vermeyi önerir. Seneca’nın araya zaman koyduğu yerde, Budizm karşıt bir nitelikle karşılık verir.
Öfke yumuşaklıkla, kötülük iyilikle yenilmelidir.
Hareket zaman kazanmak değil, gücü değiştirmektir. Öfkeye karşı koyan akıl değil, onu etkisizleştiren yumuşaklıktır — ve daha da geride, tutunmayı bırakmaktır: “ad ve biçime bağlılığı olmayan” kişi, acının peşinden koşmadığını söyler aynı bölüm. Tutunmayı kaldırmak, kaynağı kurutmaktır; öfkenin diş geçirebileceği hiçbir şey kalmaz.
Bu yüzden arabacı imgesi, bastıran değil, yöneten bir adamı anlatır:
Öfkesi serbest kalmış, ama onu giden bir araba gibi dizginleyen kişi — işte ona arabacı derim. Geri kalanlar yalnızca dizginleri tutar.
Arabayı boğmaya çalışmak da, sürüklenmeye bırakmak da değil: onu yönetmek. Arabacı coşkuyu yadsımaz, yalnızca yönünü korur. Dizginleri tutup yönetmeyen, yine de yönetilir.
İki hareket, tembellik edip karıştırmamak gerek. Seneca akla zaman kazandırır; Dhammapada yumuşaklığı koyar ve tutunmayı kaldırır. Biri anı kazanır, diğeri yanıtın özünü değiştirir. İkisini tek bir öğüt olarak birleştirmek kolaycılık olur.
Yine de iki yol aynı doruğa çıkar. İkisi de öfkenin önce taşıyıcısını yaktığını görür; ikisi de sonunda hareket etmemeyi önerir. Seneca’nın imgesi taştır: “dev bir kaya, güçsüz dalgaların saldırılarına meydan okur.” Dhammapada ise “acıdan arınmış sarsılmaz yuva” der. Dalgalarla dövülen kaya ve sarsılmaz yuva, iki dilde tek bir şeyi anlatır: karşıtların artık ulaşamadığı bir merkez. Zaman kazandırmak ya da tutunmayı kaldırmak iki yoldur; vardıkları yer birdir — dalganın kırılıp hiçbir şey aşındıramadığı yer.
Platon’un eli havada kalmıştı. İndi, boş. Köleye vuracak olan, kırbacı tutandan başkasına daha çok zarar vermeyecekti.
Alıntılanan Kaynaklar
- Sénèque, De la colère, baskı Œuvres de Sénèque le philosophe, Garnier Frères, 1860 (Wikisource), çev. Joseph Baillard.
- Bouddha (attrib.), Dhammapada, baskı Bibliothèque orientale elzévirienne XXI, Ernest Leroux, 1878 (Wikisource), çev. Fernand Hû.