İnsan-olmayanların dinlenmesi: sessizlik, dil ve karşılıklılık
Aynı dikkatin iki yolu
Duraksayıp da insan-olmayanları dinlemeye koyulduğumuzda, iki hareket belirir. Biri dünyanın içinden geçmemizi önerir, diğeri ise ona sorular sormayı öğrenmemizi. Bu iki yol birbirine karşıt değildir, ama birbirine karışmazlar da. Yaklaştırmadan önce ayırt edilmeleri gerekir.
Katılımın yapısı
David Abram, insan-olmayanları dinlemenin özel bir çaba gerektirmediğini, algının ilk koşulu olduğunu öne sürer. Yaşayan dünyaya bağlayan şey, edinilmesi gereken bir yeti değil, zaten hep orada olan, hep etkin bir yapıdır. Katılım bir seçim değil, algıyı mümkün kılan zeminin ta kendisidir.
Eğer katılım algının ta kendisi ise, nasıl olup da durdurulmuş olabilir?
Bu soru bir olasılık üzerine değil, bir apaçıklık üzerinedir. Katılım algının dokusuysa, nasıl kesintiye uğramış olabilir? İradeye bağlı değildir, bir varoluşa bağlıdır. İnsan-olmayanların sessizliği boşluk değil, doldurmaya kalkıştığımız kendi yansımalarımızın gürültüsüyle örtülmediği sürece erişilebilir başka bir dil biçimidir.
Abram’a göre dinlemek bir teknik değil, bir dönüştür. Özne ile nesne arasındaki ayrımın öncesine, zaten verili olana geri dönüştür. Yaşayan dünya etrafımızda var olmakla kalmaz: içimizden geçer, bizi biçimlendirir, bize yanıt verir. Karşılıklılık inşa edilmesi gereken bir şey değil, tanınması gereken bir şeydir.
Sorgulamanın koşulu
Vinciane Despret ise farklı bir yaklaşım önerir. İnsan-olmayanları dinlemek kendiliğinden gerçekleşmez. Bir çalışma, bir soruşturma, bağlamlara ve ilişkilere dikkat gerektirir. Anlık bir dil gibi görünen şey, çoğu zaman çevremize yüklediğimiz beklentilerin bir yanılsamasıdır.
Bu alternatiflere verilecek cömert ya da eleştirel her yanıtta, antropomorfizm suçlamasının anlamının kaydığını ve bilim insanlarıyla amatörler arasındaki ilişki sorununa bağlandığını fark edeceğiz.
Bu gözlem tartışmayı başka bir yere taşır. Antropomorfizm artık yalnızca bir yöntem sorunu değil, bir duruş sorunudur. İnsan-olmayanlar adına kim konuşma hakkına sahiptir? İşaretlerini yorumlama yetkisi kime aittir? Yanıt, sözde bir nesnellikte değil, ilişkiye nasıl girdiğimizde yatar.
Despret için dinlemek edilgen bir şey değildir. Doğru soruları sormayı, yanıtlardan şaşırmayı, anlamın soruşturmadan önce var olmadığını kabul etmeyi gerektirir. Karşılıklılık verili değildir, inşa edilir; insanın her şeyi anlamak zorunda olmadığını, insan-olmayanın da farklı yanıt verme olanağına sahip olduğunu kabul eden bir diyalogda.
Ayırmadan ayırt etmek
Bu iki ses birbirini dışlamaz. Birbirine yanıt verir. Abram katılımın hep orada olduğunu, görülmese bile hatırlatır. Despret ise bu katılımın yetmediğini, sorgulanması, sınanması, görünür kılınması gerektiğini vurgular.
İnsan-olmayanları dinlemek, belki de bu ikisi arasında bir yerde konumlanır. Ne salt anlık bir şey, ne de salt bir inşa. Ne doğal bir şeffaflığa teslimiyet, ne de katı bir yöntemin denetimi. Ama önce bu iki hareketi ayırt edip, sonra bir araya gelmelerine izin veren bir dikkat.
Belki de hikmet, ikisi arasında seçim yapmamakta yatar. Katılımın hep zaten orada olduğunu kabul ederken, aynı zamanda onun sorgulanması, inceltilmesi, ayarlanması gerektiğini de kabul etmek. Yaşayan dünyanın içimizden geçmesine izin verirken, ona doğru yanıt vermeyi öğrenmek.
Ortak doruk
Bu iki yaklaşımın buluşabileceği bir nokta belirir. İkisi de mutlak bir şeffaflık varsaymaz. Abram dünyanın kendini tümüyle açmadığını söylemez, ama algının zaten bir diyalog biçimi olduğunu belirtir. Despret iletişimin olanaksızlığını reddetmez, ama bu iletişimin bir çalışma, bir alçakgönüllülük, beklenmeyene açık olmayı gerektirdiğini hatırlatır.
O halde karşılıklılık ne verili ne de fethedilmesi gereken bir şey, bir pratiktir. Dinlemeyle başlayan, soruşturmayla süren, hiçbir zaman kesin olmayan bir yanıtla sonlanan bir pratik.
İnsan-olmayanların bizim yerimize konuşmamıza ihtiyacı yoktur. Ne bir varsayım ne de kayıtsızlık olan bir şekilde dinlenmeye ihtiyaçları vardır. Ve bu dinleme, belki de sessizliğin bir boşluk değil, kendi sözcüklerimizle çok çabuk doldurmadığımız sürece başka bir dil biçimi olduğunu kabul etmekle başlar.
Alıntılanan Kaynaklar
- David Abram, The Spell of the Sensuous, baskı .
- Vinciane Despret, Que diraient les animaux si on leur posait les bonnes questions, baskı .