Fosil bağımlılığı: savaş mı, unutuş mu?
Yaşamla kopuşa dair iki ses
Fosil enerjilere bağımlılık yalnızca teknik ya da ekonomik bir mesele değildir. Dünyayla ilişkimizin bir biçimini, bizi önceleyen ve aşan şeyle kopuşumuzu içerir. Çağdaş Batı düşüncesinden gelen biriyle, yerli bir bilgelikten beslenen öteki, bu kopuşun çizgilerini öyle bir radikallikle çizer ki, görmezden gelmeyi seçtiğimiz şeyi yüzümüze vururlar.
Yanılsamaların savaşı
Bruno Latour çağımızı betimlemek için şiddetli bir imge önerir: bir çatışma. Uluslar ya da ideolojiler arasında değil, yeryüzünde konumlanmanın iki farklı yolu arasında bir savaş. Yüzyılların yanılsamalarıyla bulanmış bir savaş bu, mücadelenin terimleri bile belirsizleşmiştir.
Tehlikeli olduğunu bilmeme rağmen sorunu bu kadar sert ifade etmek zorundayım: Antroposen çağında İnsanlar ve Yeryüzü Sakinleri savaşa girmeyi kabul etmeli.
Bu cümle, sertliğiyle çarpıyor. Latour önermez, bir zorunluluğu saptar. Savaş sözcüğü mecaz değildir: iki varoluş rejimi arasındaki bir çatışmayı adlandırır. Bir yanda, yerin altındaki kaynakları sınırsızca tüketebileceğine inanan, dünyevi kısıtlardan azade olduğunu sanan İnsanlar – modern soyutlama. Öte yanda, Yeryüzü Sakinleri – yalnızca bir dekor değil, mülk edinmeye direnen varlıklar, süreçler ve sınırlar bütünü.
Fosil enerjilere bağımlılık, işte bu derin yanılgının bir belirtisi olarak ortaya çıkar. Yalnızca bir bağımlılık değil, algıda bir çarpıtmadır. Milyonlarca yılda biriken karbonu yakarken, jeolojik zamanı sanki emrimize amadeymiş, Dünya sonsuz bir depoymuş da biz onun kırılgan bir ortağı değilmişiz gibi davranırız. Latour kınamaz: bir mantığı açığa çıkarır. Sözünü ettiği savaş, kazanılacak bir muharebe değil, tanınması gereken bir gerilimdir. Bu savaşı reddetmek, yaşayanın yasalarından azade bir insanlık yanılsamasını sürdürmek olur.
Kendini unutmak
Ailton Krenak aynı soruna başka bir yerden yaklaşır. Onun için fosil enerjilere bağımlılık öncelikle teknik bir hata ya da ahlaki bir kusur değil, kendine ihanettir. Kendimizi unutmamıza yol açan kolektif bir deliliktir bu.
Gezegen bize şöyle diyor: “Delirdiniz, kim olduğunuzu unuttunuz ve şimdi oyuncaklarınızla bir şeyler fethettiğinizi sanıp kayboldunuz.”
Krenak, Dünya’yı sömürülecek bir nesne değil, bir muhatap olarak deneyimlediği yerden konuşur. Delirdiniz – kelimenin tam anlamıyla “aklınızı kaçırdınız” – bir hakaret değil, bir teşhistir. Buradaki delilik, teknolojik “oyuncakların” (makineler, altyapılar, fosil enerjiler) bizi daha güçlü kıldığına inanmaktır; oysa bizi asıl kendi kimliğimizden koparmıştır. Kim olduğunuzu unuttunuz: sorunun merkezinde bu unutuş yatar.
Bu bakış açısı insanı yaşayanın geri kalanından ayırmaz. Fosil enerjilere bağımlılık salt ekonomik bir tercih değil, dünyadaki yerimizi tanımlayan kadim bağlarla kopuştur. Krenak teknik bir çözüm sunmaz: bir anlam kaybına işaret eder. Modern “oyuncaklar”, sınırlardan azade olabileceğimize inandırmış, oysa bizi asıl kuran şeyden uzaklaştırmıştır.
Sınırların kesişimi
Latour ve Krenak aynı dili konuşmaz. Biri varoluş rejimlerini analiz eder, öteki kolektif bir hafızadan söz eder. Yine de teşhisleri temel bir noktada buluşur: fosil enerjilere bağımlılık ontolojik bir yabancılaşmadır. Dünyayla kurduğumuz ilişkiyi, ister Dünya’nın ister kendi insanlığımızın sınırlarını inkâr eden bir ilişki haline getirir.
Latour için bu sınırlar, Yeryüzü Sakinlerininkilerdir – egemenlik irademize direnen güçler ve varlıklar bütünüdür. Sözünü ettiği savaş şiddete çağrı değil, bu dirençleri artık görmezden gelemeyeceğimizi kabul etme çağrısıdır. Fosil enerji yakmak, bu sınırların var olmadığı, hâlâ sonsuz bir dünyada yaşadığımız yanılsamasıyla hareket etmektir.
Krenak için bu sınırlar, kimliğimizinkilerdir. Kendimizi unutmak, kendimizi bizden büyük bir bütünün parçası olarak unutmaktır. Fosil enerjilere bağımlılık yalnızca ekolojik bir hata değil, bu unutuşun bir belirtisidir. Modern “oyuncaklar”, bu bağlardan vazgeçebileceğimize inandırmış, oysa onlar varoluşumuzun ta kendisinin koşuludur.
Sessiz öneriler
Ne biri ne öteki çözüm reçetesi sunar. Latour bu savaşın nasıl yürütüleceğini söylemez, Krenak nasıl hatırlanacağını ayrıntılandırmaz. Sözleri reçete değil, öneridir – dünyaya bakmanın, görmezden gelmeyi yeğlediğimiz şeyi görünür kılan yolları.
Latour savaşı görmeyi önerir: başlatmak için değil, imkânsız bir barış içinde yaşamayı bırakmak için. Fosil enerjilere bağımlılık, diğer sorunlar arasında bir sorun değil, yeryüzünü mesken tutmanın iki farklı yolunun daha derin çatışmasının bir işaretidir.
Krenak hatırlamayı önerir: geriye dönmek için değil, yolda kaybettiklerimizi yeniden bulmak için. Fosil enerjiler yalnızca bir enerji kaynağı değil, unutuşun simgesidir – dünyadaki yerimizin unutuluşunun.
Bu öneriler karşıt değildir. Birbirini tamamlar. Biri dünyanın sınırlarını tanıma zorunluluğuna, öteki bizi tanımlayan bağları yeniden bulma gereğine işaret eder. Birlikte, aynı aciliyeti çizerler: Dünya’ya karşı değil, onunla birlikte yaşamayı yeniden öğrenme aciliyetini.
Alıntılanan Kaynaklar
- Bruno Latour, Face Ga a, baskı .
- Ailton Krenak, A vida n o til, baskı Companhia das Letras, São Paulo, 2020, çev. trad. maison (du portugais).