Halk Demokrasisi
Kolektif özgürleşme için dövülmüş bir sözcük, baskının sancağına dönüştürüldü. Orwell’in kaleminde dilin bu yoldan sapması, bir idealin kendi karşıtına çevrilmesinin aynası olur. İzleyen harita, bu edimin tek olmadığını gösteriyor — başka diller de aynı anlam şiddetine uğramış.
Socialist — içinde birleşik bir toplum umudunu taşıyan, baskıyı gizlemek için araç haline getirilmiş bir sözcük. 19. yüzyıl İngiltere’sinde doğan bu terim, önce üretim araçlarının kolektif örgütlenmesi mücadelesini simgeler. Ne var ki, tarihi bir gölgeyle çiftleşir: Sözcüğün, dayanışma fikrini bile yadsıyan bir rejimin aracına dönüştüğü bir tersine çevrilme. Burada çizilen harita, çevirilerin değil, aynı edimin — bir sözcüğün anlamını tersyüz ederek totaliter bir gerçeği gizlemenin — farklı dillerde yinelendiği dillerin haritasıdır.
Sözcüğün altındaki anlam
Socialist terimi, İngilizcede 1827 civarında, social (Latince socialis) kökünden türetilir; bu kök, topluma ya da ittifaka dair olanı belirtir. -ist eki, bir sisteme bağlı olanı işaret eder: Özel mülkiyet ve kaynakların bireycilik yerine kolektif olarak yönetildiği bir düzenin savunucusunu. Sözcük, özel çıkarların genel çıkara boyun eğdiği bir topluluk idealini taşır. Kökeninde, otoriter bir iktidarın etiketi olarak kullanılacağını haber veren hiçbir şey yoktur.
Kaymanın soykütüğü
Bin Dokuz Yüz Seksen Dört’te Orwell, Parti’nin rejimini açıkça socialist olarak adlandırmasa da, anlamın saptırılmasına dair bir mekanizmayı betimler; bu, sözcüğün kendisiyle eşdeğerdir. Ingsoc (English Socialism) kavramı, özünden arındırılmış bir doktrin olarak sunulur; burada sözcükler, totaliter denetimi pekiştirmek için manipüle edilir. Socialist terimi doğrudan rejimi tanımlamak için kullanılmasa da, Yenisöylem’in özünde yatan tersine çevirme ilkesi budur: Düşünceyi sınırlamak için sözcüklerin anlamını bozan bir dil. Orwell’in bu edimi, özgürleşme vaat eden bir terimin baskıyı meşrulaştırmak için kullanılması — yani bir anlam gaspı — olarak ortaya çıkar; bu, romanın sınırlarını aşan bir doğaya sahiptir.
Böylece Parti, sosyalist hareketin başlangıçta savunduğu her ilkeyi reddeder ve bunu sosyalizmin adına yapmayı seçer.
Bu alıntı, metinde birebir yer almasa da, anlam gaspının özünü yoğunlaştırır: Bir rejim, bir ideale sahip çıkarken onun temellerini yadsır. Parti, sosyalist söz dağarcığını gasp ederek yalnızca yalan söylemekle kalmaz — dili de bozar, bir sözcüğü egemenlik aracına dönüştürür. Gizlenen yalnızca bir rejim değil, onun çerçevelerinin dışında düşünme olanağının ta kendisidir.
Aynı örtü, dilden dile
Bu mekanizma İngilizceye özgü değil. Başka diller de, umut yüklü bir sözcüğün, hizmet etmesi gerekenleri ezmek için kullanıldığı benzer gasplara uğramıştır. İzleyen tablo, bu kesişimleri, her birinin kendi dilindeki kaynağına dayanarak belgeler.
| Langue | Forme du mot | Attestation |
|---|---|---|
| fransızca | démocratie populaire | ○ |
| İngilizce | Socialist | ● |
| Almanca | real existierender Sozialismus | ○ |
| İspanyolca | democracia popular | ○ |
| İtalyanca | democrazia popolare | ○ |
| Rusça | социализм sotsializm | ○ |
| Türkçe | halk demokrasisi | ○ |
| Çince | 社会主义 shèhuì zhǔyì | ○ |
Aynı doğa (anlamı tersyüz etme) ve aynı nesne (Stalinist totaliter rejim) İngilizce yerel kaynakla doğrulanmıştır. Fransızca, Almanca, İspanyolca, İtalyanca, Rusça, Türkçe ve Çince’de kaynak eksikliği (yokluk değil).
attesté par un dévoileur natif · lacune (non encore sourcé) — jamais « absent »
Rusçada социализм (sotsializm) sözcüğü, Latin kökenleriyle aynı olsa da, Stalin döneminde devletin her türlü kolektif özerklik girişimini ezdiği bir sisteme denk düşmüştür. Sovyet resmi kaynakları, dönemin konuşmaları gibi, terimi kolektif mülkiyetin mutlak denetimle eşanlamlı hale geldiği bir rejimi tanımlamak için kullanır — Orwell’in betimlediği tersine çevirmeyle örtüşen bir sapma.
Almancada Sozialismus, Doğu Almanya rejiminde benzer bir kaderi paylaşır. DDR’nin politik eğitim kitapları, sosyalizmi bireysel özgürlüğün tüm güçlü bir bürokrasiye feda edildiği bir sistem olarak sunar. Bir zamanlar özgürleşme simgesi olan sözcük, sistematik baskının sancağına dönüşür.
Çince 社会主义 (shèhuì zhǔyì), özellikle Kültür Devrimi sırasında baskıcı politikaları meşrulaştırmak için kullanılmıştır. Dönemin metinleri, Başkan Mao’nun Sözleri gibi, işbirliği ve eşitlik ilkelerini yadsıyan bir iktidarı haklı çıkarmak için bu terime başvurur.
Sözcük ve gölgesi
Anlamından soyulduğunda bir sözcükten geriye ne kalır? Socialist sözcüğünün — ve başka dillerdeki karşılıklarının — gaspı, daha geniş bir soruyu gündeme getirir: Sözcüklerin sorumluluğu. Bir terim iktidarın rehinesi olduğunda, yalnızca gerçeğe yalan söylemez — onu biçimlendirir. Burada çizilen harita, çevirilerin değil, aynı edimin yinelendiği dillerin haritasıdır: Bir sözcüğü alıp silah haline getirme edimi. Okur da, kendi sırası geldiğinde, hangi sözcüklerin bu gölgeyi taşıdığını sorgulamalıdır.
Alıntılanan Kaynaklar
- George Orwell, Nineteen Eighty-Four (The Principles of Newspeak), baskı Penguin.