barzakh
Araf ve ara bölge olan *barzakh*, iki varlık halini birbirine karıştırmadan ayıran berzahı ifade eder. Ne tamamen biri ne tamamen öteki, ama karşıtlıklarının verimli bir gerilim içinde çözüldüğü yerdir. Sufi düşüncesinde, bilincin varlık ile yokluk, hayat ile ölüm arasında gidip geldiği, hiçbirinde kesin olarak durmadığı bu bölgeyi cisimleştirir.
The first is the subject of the Isthmus [barzakh], that intermediary world set between life and death, as also between death or nonexistence and life.
Barzah, basit bir ara dönem değil, karşıtların birbirini yadsımadan bir arada var olduğu etkin bir boyuttur. İki hal arasında pasif bir geçişe, üzerinde durmadan aşılan bir eşiğe indirgenemez. Tam tersine, bu hallerin birbirine bağımlılığının açığa çıktığı yerdir: yaşam, içinde taşıdığı ölümle anlam kazanır; ölüm ise kendisinden önce ve sonra gelen yaşamın öte yüzüdür. Bu gerilim bir çelişki değil, her terimin diğerini aydınlattığı, aynı nehrin iki kıyısı gibi bir dinamiktir.
Alıntıda barzah, varlık ile yokluk arasında hem ayıran hem de bağlayan bu ara dünya olarak sunulur. Nötr bir alan değil, bilincin durduğunda görünürdeki karşıtlıkların altındaki birliği algıladığı bir kuvvet alanıdır. Bir geçiş yeri değil, bir vahiy mekânıdır: yaşam ile ölüm arasındaki ayrımın bir yanılsama olduğunu, zira ikisinin de aynı gerçekliğin farklı görünümleri olduğunu anladığımız yerdir. Barzah böylece varlığın doğup yok olma halindeki sonsuz hareketinin yansıdığı bir aynadır.
Bu kavram, bir tür uyanıklık gerektirir: bir hale öyle bağlanmamak ki karşıtını unutmak. Barzah, her türlü sabitlemenin bir zindan olduğunu hatırlatır; belki de hikmet, kesinliklerin eriyip daha akışkan bir bilginin yer açtığı bu ara mekânda yaşamayı bilmektedir. Sınırları yadsımak değil, onları duvar değil kapı olarak anlayarak aşmaktır söz konusu olan.