---
title: "Öğreten toprak"
sousTitre: "Michi saagiig nishnaabeg yazarı Leanne Betasamosake Simpson için bilgelik biriktirilmez: Aki, toprakla temas ederek, yaparak üretilir. Nishnaabewin diploması diye bir şey yoktur."
description: "Leanne Betasamosake Simpson (michi saagiig nishnaabeg): Toprak bir pedagojidir. Nishnaabewin, nishnaabeg yaşam biçimlerinin canlı bütünlüğü — ancak yaparak öğrenilir, topraktan kopuk bir bilgi birikimiyle değil."
date: 2026-06-15
lang: tr
tradition: nishnaabeg
auteurs: ["Leanne Betasamosake Simpson"]
---
# Öğreten toprak

Kışın sonunda, akçaağaç ormanında bir çocuk akçaağaçların dibine uzanır. Kar erir, göl açılır, ilk ılık güneş yanakları okşar. Yukarıda, bir dalda sincap uğraşır — ama ne stok yapar ne de yuva kurar: kabuğu kemirir, sonra sızan özsuyu emer. Kemirir, emer. Kemirir, emer. Çocuk meraklanır, alçak bir dala tırmanıp taklit eder ve tatlı bir suyun tadına bakar. Leanne Betasamosake Simpson’ın aktardığı öyküye göre, işte böyle, kendi halkı akçaağaç şekerini keşfetmiş: bir sınıfta değil, bir derste değil, ormanda, zaten bilen küçük bir hayvanın yanında.

Simpson için, michi saagiig nishnaabeg yazarı için, bu sahne dokunaklı bir anekdot değil. Bilmenin ne olduğuna dair bir tezdir.

  
    the context is the curriculum, and land, Aki, is the context.
  
  bağlam müfredattır ve toprak, Aki, bağlamdır.

Bu alışılmış düzeni tersine çevirmenin sonuçları var. Eğer toprak müfredatsa, standart bir müfredat olamaz: herkesin bilmesi gerekenleri önceden listelemek mümkün değildir, çünkü *toprak, Aki, hem bağlam hem süreçtir* — soruları o sorar, yanıtların verildiği yer de odur. Çocuk “akçaağaç şekeri” bilgisini almamıştır; içinde bulunduğu dünyaya — akçaağaçlar, sincap, mevsim, açlık — yerleştirilmiştir ve bu dünya onu bilgiye götürmüştür. Bilgi aktarılmamıştır: üretilmiştir.

Ve üretimi düşünceyle değil, eylemle olur. Simpson fikri sonuna kadar götürür: *yapmak daha fazla bilgi üretir*; *hata bilgi üretir, başarısızlık bilgi üretir*; ve — cümle keskindir — *bilgi üretmeyen tek şey, düşüncenin kendisi ve kendisi içindir, çünkü yerinden edilmiş, yalıtılmış, hareketsiz bir veridir.* Dünyadan kopuk, hareketsiz düşünmek hiçbir şey yaratmaz: olsa olsa, ona beden verecek şeyden kopuk bir veri.

*[Une voix de l'intérieur]* Leanne Betasamosake Simpson (1971 doğumlu), michi saagiig nishnaabeg yazar, akademisyen ve müzisyen, kendi ulusunu pratiklerinden yola çıkarak düşünür — İngilizce, yazı dili olarak. “Simpson’a göre” der, “Nishnaabegler şöyle der” demez. Akçaağaç şekeri öyküsünü yaşlı Doug Williams’tan alır ve herkesle paylaşır: sunulan bir bilgidir, kazılıp çıkarılmış bir sır değil.

İşte bütün bu yapıp etmelerin, bu bilgilerin ve bu etiğin toplamını Simpson *Nishnaabewin* diye adlandırır: *Nishnaabeg olmamızı sağlayan ve Nishnaabeg dünyasını inşa eden tüm bu pratikler, bilgiler ve etik*, bizi Nishnaabeg yapan ve Nishnaabeg dünyasını kuran her şey. Sahip olunacak bir doktrin değildir; sürekli yeniden üretilen, yaşanarak yeniden yapılan bir şeydir.

  
    You can't graduate from Nishnaabewin; it is a gift to be practiced and reproduced.
  
  Nishnaabewin diploması diye bir şey yoktur; o, uygulanan ve sürdürülen bir armağandır.

## Nishnaabewin nedir?

Nishnaabewin, nishnaabemowin dilinde bir sözcüktür ve Leanne Betasamosake Simpson “bütün bunlar” diye açıklar: Nishnaabeg’i Nishnaabeg yapan ve dünyalarını kuran tüm pratikler, bilgiler ve etik. Ezberlenecek bir bütün değil, toprakla temas ederek yaşanırken üretilen bir zekâdır. Ondan diploma alınmaz; sürdürülür.

Kendi eğitim anlayışımızı karşılaştıralım — yargılamak için değil, aradaki mesafeyi ölçmek için. Bizde bilmek, öncelikle bir içeriği almaktır: önceden belirlenmiş, herkes için aynı, bir öğretmenin aktardığı ve sonunda ustalaşılan bir program; okul, diplomasıyla çıkılan bir kurumdur, yanınıza alabileceğiniz, taşınabilir bir bilgiyle donanmış olarak. Oturarak, dünyadan uzaklaşarak düşünmek, teorinin ta kendisi sayılır. *Eğitim köklerden yukarı doğru gelir; toprağın sardığı şeyden gelir*, diye yanıtlar Simpson: *yerli bir eğitim ancak topraktan geçerse vardır.* Akçaağaç şekerinin içeriğini kopyalayabilirsiniz — özsuyu kaynatıp şurup elde edersiniz; ama kopyada kaybolan, çocuğun onu öğrendiği ilişkiler dünyasıdır. Bir reçete ihraç edersiniz; ama bir akçaağaç ormanını, bir mevsimi, bir sincabı, bir aileyi ihraç edemezsiniz.

İşte ayrım burada ve net tutulmalıdır. Bir yanda, kafada biriktirilen ve bir kafadan diğerine aktarılan bir bilgi-şey; öte yanda, ancak eylemde, bir yerde, canlılar arasında var olan bir zekâ. Biri düzenlenir ve taşınır; diğeri dışarıdadır ve yapmayı bırakır bırakmaz dağılır.

*[Nishnaabewin ≠ biiskabiyang]* Simpson’ın iki sözcüğü, karıştırılmamalı. [Biiskabiyang](https://viasophia.org/lexique/biiskabiyang/) hareketi adlandırır: kendine dönüş, içten dışa açılma. *Nishnaabewin* ise dönülen alanı: nishnaabeg yaşam biçimlerinin bütünlüğü ve zekânın orada nasıl üretildiği. Simpson ikisini birbirine bağlar — kendine dönmek, Nishnaabewin’e girmektir —, ama biri yol, diğeri ülkedir.

Akçaağaç ormanı, yanıtlamadan açık bıraktığı bir soru var. Bir şey öğrenmek istediğimizde, onu nerede ararız: dünyadan kopuk, hareketsiz bir kafada mı — yoksa akçaağacın altında, zaten bilen sincabın yanında mı?

## Kaynaklar

- Leanne Betasamosake Simpson, *As We Have Always Done: Indigenous Freedom through Radical Resistance* — University of Minnesota Press, 2017, çev. texte original anglais ; rendu français maison


Kanonik Kaynak : https://viasophia.org/tr/reenchanter/2026-06-15-la-terre-qui-enseigne/
