---
title: "İltisak"
sousTitre: "Önce dokuların yapışmasını anlatan bir Türkçe sözcük, sonra siyasi bir etiket. Deriye yapışan şey, terörizmle işbirliği suçlamasına dönüşür. Dil haritası, başka dillerin de aynı keyfi bağı nasıl doğallaştırdığını, aynı hedefi nasıl gizlediğini ortaya koyuyor."
description: "Tıbbi kökenli Türkçe *iltisak* sözcüğü, terörizmle işbirliği suçlamasına dönüştürülmüş. Dönüşümün doğası: keyfi bir bağı doğallaştırmak. Gizlenen nesne: siyasi suçlama. Tanıl Bora’nın açığa çıkardığı bu süreç, aynı dilsel hamlenin (aynı doğa, aynı nesne) her dilde nasıl kaynaklandığını gösteren bir haritayla belgeleniyor."
date: 2026-10-27
lang: tr
tradition: transversal
auteurs: ["Tanıl Bora"]
---
# İltisak

İltisak, tıpta iltihap ya da ameliyat sonrası dokuların yapışmasını anlatan bir terim olarak başlar. Türkçede yapışanı, ayrılmaya direneni çağrıştırır. Ne var ki 2010’larda sözcük siyasete kayar: artık birleşen et değil, dosyalara yapışan isimlerdir. Keyfilik ikinci bir doğaya dönüşür, suçlama ise bir yara izi.

## Sözcüğün Altındaki Anlam
*İltisak*, Arapça *iltisāq* (اتّصال) kökünden gelir; *w-s-l* (و-س-ل) kökü bağlantıyı, birleşmeyi ya da sürekliliği ifade eder. Türkçede bu merkezi anlamı —fiziksel ya da ilişkisel yapışkanlık— korur, başlangıçta olumsuz bir çağrışımı yoktur. Teknik, nötr bir terimdir; ta ki siyasi bağlam onu yeni bir ağırlıkla yükleyene dek.

## Kaymanın Soykütüğü
Dönüşüm, metaforik bir aktarımla gerçekleşir: tıptaki yapışkanlık, adalette *tutunma*ya dönüşür. Siyasi *iltisak*, artık dokuların değil, bir suç ortaklığı varsayımının özelliğidir; sanki bağ zaten oradaymış, görünmez ama silinmez. Temel alıntı, sözcüğün biyolojik ile hukuki arasında salınan bu özgün belirsizliğini açığa çıkarır:

> Tıbbi bağlamda iltisak, halk arasında "iltisaklı deri"den kaynaklanan sıkıntılı sünnet deneyimlerinde anılır.
>
> — **Tanıl Bora**, *Zamanın Kelimeleri*, livre Zamanın Kelimeleri. éd. Fransızca çevirisinden hareketle, İletişim, 2018.

Kayma, bağın doğallaştırılmasına dayanır: suçlama artık kanıtlanmaya ihtiyaç duymaz, *zaten* yapışıktır, bir türlü soyulmayan deridir. Gizlenen nesne —terörizmle işbirliği— dilsel bir kesinliğe dönüşür; sözcük, bu yapışıklığı mühürlemeye katkıda bulunur.

## Aynı Örtü, Dilden Dile
Başka diller de benzer bir hamle yapmış: organik ya da teknik bir ilişkiyi siyasi bir etikete dönüştürerek, görünürde nötr bir örtü altında hedefli bir suçlamayı gizlemiş. Aşağıdaki harita, her biri kendi geleneğinde kaynaklanan bu kesişimleri belgeler.

Arapçada *irtibāṭ* (ارتباط) —kelimenin tam anlamıyla "bağ" ya da "ilişki"— 2011 sonrası güvenlik söylemlerinde yasaklı gruplarla "ilişkilendirme" anlamında kullanıma girmiştir. *R-b-ṭ* (ر-ب-ط) kökü, bağlanma ya da sabitlemeyi çağrıştırır; burada ise bir şüphenin doğallaştırılmasına hizmet eder, sanki bağ bir kaderdir.

Rusçada *svyaz* (связь) —"bağ" ya da "ilişki", eski Slavca *svęzь* (kutsal ya da dünyevi bağ) kökünden— devlet medyasında terör örgütleriyle "temas" anlamında kullanılmıştır. Başlangıçta geniş bir anlamı olan sözcük (aşk ilişkisinden telefon bağlantısına dek her şeyi kapsar), suçlamaya odaklanır; sanki bir bağın varlığı, tehlikesini kanıtlamaya yeter.

Fransızcada *"liens avec"* ifadesi —tek bir sözcük değil, sözdizimsel bir yapı— aşırı çevrelerle "yakınlık" anlamında kullanılmıştır. Latince *ligare* (bağlamak) kökünden gelen *lier* fiili, burada tarafsızlığını yitirir; kanıttan önce gelen söylemsel bir yapışıklığa dönüşür. Parlamento raporları ya da gazete yazılarında sistematik bir kullanım bulur; sanki bağ, hedef alınan kişinin özünde varmış gibi.

İngilizcede *association* —Latince *associatio* (birlik, ortaklık) kökünden— güvenlik bağlamlarında terör gruplarıyla "ilişki" anlamında devreye girer. Başlangıçta gönüllü bir ilişkiyi ya da örgütlenmeyi anlatan sözcük, olumsuz bir çağrışım kazanır; sanki ortaklık başlı başına bir suçtur. "Terörist örgütler listeleri"nde kullanımı, suçlamayı doğallaştırır; artık suçlama, hedef aldığı isimden ayrılamaz.

## Yapışıklık ve Gölgeleri
Bir sözcük, suçlamaya yapıştığında geriye ne kalır? *İltisak*, artık sadece dokuların değil, siyasi bir kaderin özelliğidir: zaten bağlı olmak, zaten şüpheli olmak. Dil haritası, aynı mantığın iş başında olduğunu gösterir —keyfiyeti doğallaştırıp ikinci bir deriye dönüştürmek. Okuyucuya düşen tek soru kalır: bağ ne zaman bir hapishaneye dönüşür?

## Kaynaklar

- Tanıl Bora, *Zamanın Kelimeleri* — İletişim, 2018


Kanonik Kaynak : https://viasophia.org/tr/devoiler/2026-10-27-iltisak/
