---
title: "Yaşamın egemenliği: merkezsiz bir ekolojiye dair iki ses"
sousTitre: "Ormanların failiyeti ile ilişkisel etiğin ayrımı ve kesişimi"
description: "Kohn'un orman düşüncesi ile Naess'in etik bakış açısı arasında şekillenen iki ekolojik yaklaşım. Biri insan dışı failiyetin olabilirliğini sorgularken, diğeri düşünceyi kurumsal bir gelenek içinde temellendiriyor. Bu fragmanlar, yaşamın özerkliğini insan çerçevelerine indirgemeden nasıl düşünülebileceğine dair bir davet sunuyor."
date: 2026-10-14
lang: tr
tradition: transversal
auteurs: ["Eduardo Kohn", "Arne Næss"]
---
# Yaşamın egemenliği: merkezsiz bir ekolojiye dair iki ses

Ekolojiyi insanmerkezcilikten kurtarma sorusu, birbirine yanıt vermeyen ama farklı yollar açan iki fragman aracılığıyla beliriyor. İlki, insan dışı düşünme biçimleri üzerine bir düşünceden doğarken, ikincisi kurumsal bir geleneğe kök salmış felsefi bir çizgiden kaynaklanıyor. Bu iki ses karşıt değil, ama yakınlaşmaları önce onları ayırt etmeyi gerektiriyor.

## Orman düşünen bir özne olarak

Kohn, mit ve tarihi soyut kategoriler olarak değil, yaşamın kendini nasıl yapılandırdığını araştırmanın unsurları olarak ele alıyor. Alıntılanan pasaj, tamamlanmış bir kuram sunmuyor; bir başlangıç noktası işaret ediyor:

> Ormanlar, insanların düşündüğü anlamda düşünmese de; mit ve tarih, başka yaşam biçimlerinin de paylaştığı özellikler değildir. Burada söz konusu olan, bu kavramların yalnızca insanlara özgü olmadığını varsaymamak gerektiğidir. Kohn’un yer değiştirmesi, bu kategorilerin Güney Amerika yerli perspektiflerinden geçmişi yeniden düşünmek için kullanıldığını gösterir. Orman, bu bakış açısında, bir çalışma nesnesi değil, insan bilincinden bağımsız olarak anlamın ortaya çıktığı bir bağlamdır.
>
> — **Eduardo Kohn**, *how forests think*, livre Rethinking History and Myth: Indigenous South American Perspectives on the Past, ch. 1988 Introduction: Myth and History, § 249. éd. Fransızca çevirisine dayanmaktadır.

Bu yaklaşım, yaşamın failiyetinin insanbiçimci bir yansıtmaya indirgenemeyeceğini öne sürüyor. Ormanlar "düşünüyorsa", bu, insan düşüncesini taklit ederek değil, kendilerine özgü mantıklar geliştirerek gerçekleşir. Bu mantıklar, Batı biliminin anlatılarıyla değil, yerel pratikler ve bilgiler aracılığıyla erişilebilir. Burada mit ve tarih, yaşama uygulanan kavramsal araçlar değil, yaşamın kendini yerel bilgi ve pratikler yoluyla nasıl gösterdiğinin biçimleridir.

## Zamana yayılmış bir etik

Naess ise düşüncesini kurumsal ve tarihsel bir çerçeveye oturtuyor. Alıntılanan pasaj, doğrudan yaşamın failiyetini ele almıyor; bir düşünce geleneğinin sürekliliğine işaret ediyor:

> Üniversite 1584’ten beri kesintisiz olarak basım ve yayın yapmaktadır.
>
> — **Arne Næss**, *Ecology Community and Lifestyle*, ch. Ecology, Philosophical perspectives. éd. Fransızca çevirisine dayanmaktadır.

Bu atıf rastlantısal değil. Naess’in ekolojik düşüncesi, uzun bir tarih içinde şekillenen bir kurumun ürettiği ve yaydığı bilgilerle iç içe geçmiştir. Kohn’un Batı dışı perspektifleri merkeze alan yaklaşımının aksine, Naess ekolojiyi öncelikle felsefi bir sorun olarak ele alır; yani insan merkezli bir disiplin olarak, yaşamla ilişkiyi yeniden düşünmeyi hedeflese bile.

Naess’in etiği, yaşamın özerkliğini yadsımıyor; ama insani bir konumdan hareket ediyor: çevresiyle saygılı ilişkiler kurmaya çalışan bir özne. 1584’ten beri süregelen üniversite geleneği, bir ayrıntı değil; ekolojik düşüncenin bir gelenek içinde, sınırları ve olanaklarıyla nasıl yer bulduğunu vurgulamanın bir yoludur. Yaşam adına konuşma iddiasında bulunmaz; insan eylemini onun içinde yönlendirecek ilkeler önerir.

## Ortak bir doruk mu?

Bu iki fragman, açık bir senteze varmasa da ortak bir kaygıyı paylaşıyor: yaşamı edilgen bir nesneye indirgemeden nasıl düşünebiliriz? Kohn, insan dışı düşünme biçimlerini keşfederek; Naess ise kurumsal bir gelenek içinde ilişkisel bir etiği temellendirerek bu soruya yanıt arıyor.

Birincisi, düşüncenin ağırlık merkezini insanın dışına taşıyor; ama insan bilgilerinin özgünlüğünü de yadsımıyor. İkincisi, insanı çıkış noktası olarak koruyor; ama sorumluluk alanını genişletiyor. Yakınlaşmaları, insanmerkezci olmayan bir ekoloji ile insan çerçevelerine dayalı bir ekoloji arasındaki gerilimi çözmese de, bu iki yaklaşımın bir arada var olabileceğini gösteriyor.

Kohn, yaşamı, insan kategorilerine tercüme etmeye çalışmadan, kendi başına bir özne olarak görmeyi öneriyor. Naess ise insanın, daha geniş bir bütün içindeki yerinin farkında bir fail olabileceğini, ama bu bütünün merkezi olma iddiasında bulunamayacağını savunuyor. Bu iki bakış açısı birbirini dışlamaz; ekolojiyi, düşünce biçimleri ile etik gelenekler arasındaki bir diyalog olarak düşünmeye davet ederler, onları zorla birleştirmeye çalışmadan.

Yaşamın egemenliği varsa, ilan edilmez. Pratikler, anlatılar ve kurumlar aracılığıyla keşfedilir; her biri, ona kendi yöntemiyle bir yer açmaya çalışır.

## Kaynaklar

- Eduardo Kohn, *how forests think* — 
- Arne Naess, *Ecology Community and Lifestyle* — 


Kanonik Kaynak : https://viasophia.org/tr/articles/2026-10-14-souverainete-vivant-deux-voix-pour/
