---
title: "Güneşte Kaybolmak"
sousTitre: "ʿAttâr kuşları Simurg’a götürür: son vadi yürüyeni siler. Simone Weil benliği çözer — güneşi hiçbir zaman kendisi olarak görmeden."
description: "ʿAttâr’da yolun son adımı arayanın yok oluşudur; aradığını bulduğunu keşfeder. Weil benliği ortadan kaldırır, Tanrı’yı kendisi olarak görmeden."
date: 2026-06-13
lang: tr
tradition: soufisme
auteurs: ["Ferîdüddîn Attâr", "Simone Weil"]
---
# Güneşte Kaybolmak

Dünyanın kuşları toplanır; bir kral istemektedirler. Aralarından biri — yolu zaten bilen ibibik — onlara bir kral gösterir: Simurg, Kafkas dağlarının ötesinde yaşayan hükümdar kuş. Yolculuk uzun olacaktır. Birçoğu daha yola çıkmadan vazgeçer, diğerleri yolda kaybolur. Ama ibibikin anlattıklarında şaşırtıcı olan, yolun zorluğu değildir. Hedefidir.

> Karşılarına ilk çıkan vadi, arayış vadisi (talab); ardından gelen, sınırsız aşk vadisi (’işk); üçüncüsü marifet vadisi, dördüncüsü gına (istignâ), beşincisi tevhid (saf birlik), altıncısı hayret (dehşetli şaşkınlık), sonuncusu ise fakr (yoksulluk) ve fenâ (yok oluş) vadisi — ötesine geçilemeyen vadi.
>
> — **undefined**, *Kuşların Dili (Mantic Uttaïr)*, livre Mantic Uttaïr, ch. İbibikin konuşması — yedi vadi, § 1. éd. Fransızca çevirisinden (Garcin de Tassy), İmparatorluk Matbaası, 1863 (remacle.org transkripsiyonu).

Yedi vadi, sonuncusu bir varışın adı değil.

*[fanāʾ — فناء]* « Yok oluş, silinme ». Tasavvuf sözlüğünde, benliğin ilahî olan içinde erimesi; sıklıkla *baḳāʾ* (Allah’ta bâki kalma) ile birlikte anılır. Garcin de Tassy *fanâ* olarak aktarır.

Bir saray, bir taht, kralın yüzü bekleniyordu. Attâr yolun sonuna yürüyenin silinmesini koyar. Şairin kurduğu bir hayal kırıklığı değildir bu: önerisinin özüdür. Hedefe ulaşacak bir yolcu kaldığı sürece, hedefe ulaşılamamıştır — yolcu, son engelin ta kendisidir. Yedinci vadi bir öteye açılmaz; ötesini arayabilecek olanı eritir. « Orada çekileceksin, ama yoluna devam edemeyeceksin; bir damla su senin için okyanus olacak. » Damla okyanusu geçmez: onda kaybolur, böylece ona ulaşır.

İbibikin sakladığı — ya da yola çıkmadan çok önce sızdırdığı — sır kalır. Simurg’u arıyorsak, onu zaten öte, uzak, ayrı görüyoruzdur. Şair bu mesafeyi ortadan kaldırır. « Ruhunu aynaya çevir de dostunun ışığını onda göresin » der; « çölde karşına çıkacak her görünüş, Simurg’un gizemli gölgesi olsun senin için. »

> İster otuz kuş (sî-murg) olsun, ister kırk, gördüğün her şey Simurg’un gölgesidir. Simurg gölgesinden ayrı değildir […] Ama eğer gölgenin güneşte kaybolduğunu görürsen, işte o zaman kendinin güneş olduğunu görürsün.
>
> — **undefined**, *Kuşların Dili (Mantic Uttaïr)*, livre Mantic Uttaïr, ch. Gölge ve Simurg, § 2. éd. Fransızca çevirisinden (Garcin de Tassy), İmparatorluk Matbaası, 1863 (remacle.org transkripsiyonu).

Farsça sözcük, bir kuyumcu inceliğiyle tuzağı kapatır: *sî morg*, « otuz kuş » demektir. Yolun sonunda kalanlar — telef olmuş, kendilerinden geçmiş — aradıklarının adını taşır. Arayan, aranandı. Bulunacak bir şey yoktu demek değildir bu: gölgeyi kaybetmek gerekiyordu ki güneş, hiç ayrılmadığı şey, ortaya çıksın.

## Attâr’da fenâ (yok oluş) nedir?

*Kuşların Dili*’nde anlatılan yolun yedinci ve son vadisidir: arayanın silinmesi. Attâr oraya varmayı vadetmez, yolcunun yok oluşunu vadeder. Güneşte kaybolan gölge, ışık olduğunu keşfeder — arayan ve aranan birdir.

Başka bir dünyadan gelen başka bir ses, benzer bir hareketi adlandırır — ama bu, ilkine karıştırılmayacak başka bir yoldur. Simone Weil bu silinme için bir sözcük bulur: *kendini yok etmek* (*décréation*).

> Yok etme: yaratılmış olandan yaratılmamış olana geçmek. Yıkım: yaratılmış olandan hiçliğe geçmek. Yok etmenin yerine geçen suçlu bir taklit.
>
> — **undefined**, *Yerçekimi ve İnayet*, livre La Pesanteur et la Grâce, ch. Yok Etme, § 1. éd. Gustave Thibon’un derlediği baskıdan (Librairie Plon, 1948).

Başlangıçta koyduğu ayrım, tüm yolculuğu için geçerlidir: kendini [yok etmek](https://viasophia.org/lexique/decreation/), kendini yıkmak değildir. Yıkmak, yaratılmış olanı hiçliğe düşürür; yok etmek ise onu yaratılmamış olana geçirir — yokluğa değil, daha fazla gerçeğe. Benlik, merkez olmaktan vazgeçer. « Bir şey olmaktan vazgeçmeliyiz » der Weil; kendinden nefretten değil, o benliğin başka bir şeyin yerini işgal etmesinden.

İşte burada iki yol kesin olarak ayrılır. Çünkü Weil hiçbir zaman « sen kendin güneşsin » yazmaz. Tam tersini yazar:

> Eğer sevgisinin doğrudan ışınına maruz kalsaydık, uzayın, zamanın ve maddenin koruması olmadan, güneşteki su gibi buharlaşırdık; sevgiyle benliği terk edecek kadar *ben* bizde olmazdı.
>
> — **undefined**, *Yerçekimi ve İnayet*, livre La Pesanteur et la Grâce, ch. Yok Etme, § 2. éd. Gustave Thibon’un derlediği baskıdan (Librairie Plon, 1948).

Aynı güneş, karşısında iki zıt hareket. Attâr’da gölge güneşte kaybolur ve kendini güneş olarak tanır: yok oluş bir *kimliği açığa çıkarır*, arayan hiç ayrılmadığını keşfeder. Weil’de ise örtüsüz güneşe maruz kalan benlik buharlaşır; örtünün altında, sevgisiyle *ben*’i verebilecek kadar *ben* kalır. Benliği sadece bir yer açmak için çözer: Tanrı’yı kendisi olarak görmek için değil, Tanrı’nın orada olmasını sağlamak için, kendisi olmayı bıraktığı yerde. Birinde damla okyanus olur; diğerinde ise var olmamayı kabul eder ve boşluğu dolduran, asla kendisi değildir.

Burada durup ayrılığı vurgulamak mümkün. Ama çok erken durmak olur. Çünkü ayrılığın altında aynı dar kapı vardır: biri de diğeri de ayrı benliği — gölgeyi, *ben*’i — tek örtü olarak gösterir ve onu çözmeyi tek geçit olarak. İkisi de bu benliği yolculuğun hedefi olarak görmez; ikisi de onu engelin ta kendisi yapar. Sadece, düşen örtünün ardında biri ışık olduğunu görür, diğeri ise ışığın kendisi olmadığını — ve tam da bu yüzden, sonunda onu sevebileceğini. Aynı örtü adlandırılır, farklı ışıklar.

İki yol, öyleyse, ve ikisinin de yanıtlamadığı bir soru: bu kadar uzakta aradığımız şey, yolun sonunda mı bekliyor — yoksa yolcunun eksikliğinde mi?.

---

**À lire aussi**

- [Supporter le vide](https://viasophia.org/articles/2026-06-08-supporter-le-vide-weil/)
- [Le moyeu vide](https://viasophia.org/articles/2026-06-03-le-moyeu-vide/)
- [La retraite intérieure](https://viasophia.org/articles/2026-06-02-retraite-interieure-marc-aurele/)
- [Agir, et lâcher le fruit](https://viasophia.org/articles/2026-06-05-agir-lacher-le-fruit/)

## Kaynaklar

- Farîd al-Dîn ʿAttâr, *Le Langage des oiseaux (Mantic Uttaïr)* — Imprimerie impériale, 1863 (transcription remacle.org), çev. Joseph Héliodore Garcin de Tassy (https://remacle.org/bloodwolf/arabe/attar/oiseaux.htm)
- Simone Weil, *La Pesanteur et la Grâce* — Librairie Plon, 1948 (recueil établi par Gustave Thibon) (https://fr.wikisource.org/wiki/La_Pesanteur_et_la_Gr%C3%A2ce)


Kanonik Kaynak : https://viasophia.org/tr/articles/2026-06-13-se-perdre-dans-le-soleil/
